Soru: Yapay Zekâ Bir Mucit Olarak Tanımlanmalı mı?

Birleşik Krallık’ta bir yapay zekânın patent mucidi olarak tanınıp tanınamayacağı konusu bilim insanları ve avukatlar ile patent büroları arasında yıldız savaşlarına sahne oluyor. Kurumsal inovasyonların hukuki getirilerinden kaçınmak isteyen patent büroları, patent sahipliğinin kişilerle sınırlı kalması konusunda ısrarcı. Akademisyenler ise bu dönemde artık böyle bir hükmün var olamayacağı konusunda hemfikirler.

Amerikalı mühendis Stephen Thaler tarafından geliştirilen ve muhtemelen tablolarıyla hatırlayacağınız Dabus AI, Surrey Üniversitesi’nden iki profesörün de katkılarıyla inovatif iki patentin mucidi olarak tanımlanmak isteniyor. ABD, AB ve Birleşik Krallık’a yapıldığı anlaşılan başvurular BBC tarafından gündeme taşındı.

İnsanların yasal haklarını güvence altına alıp korumakla ilgili geleneksel bir perspektife sahip  patent büroları, gelişen teknoloji ve çıktılarına direnmekte ısrarcı olsa da bilim insanları yapay zekâ algoritmalarına yasal haklarının verilmesi gerektiğini düşünüyor.

Peki Dabus tarafından geliştirilen fraktal tasarıma sahip yemek saklama kabı ile beyin aktivitelerini aynalama görevi yürütecek lâmbanın patentleri, onu gerçekten üreten yapay zekâ Dabus’a mı, yoksa Dabus’ın algoritmalarını geliştiren kişiye mi verilmeli?

Surrey Üniversitesi’nden Hukuk Profesörü Ryan Abbott şunun altını çiziyor:

Patentlerle ilgili olarak bir patent ofisi şöyle diyebilir: ‘Geleneksel olarak insan-envanter kriterlerini karşılayan birisine sahip değilseniz, patent alabileceğiniz hiçbir şey yoktur.’ Bu durumda, eğer yapay zekâ gelecekteki şeyleri icat etme yöntemimiz olacaksa, tüm bu fikri mülkiyet sistemi çökecektir.1

BBC’ye görüşlerini aktaran Avrupa Patent Ofisi (EPO) sözcüsü, yapay zekâya bu tanımlamanın yapılmaktan kaçınılmasının “öngörülemeyen yasal emsaller yaratacağı” sebebiyle olduğunu ifade ediyor:

Teknolojik gelişimelerin şu anlık durumu, öngörülebilir gelecek için yapay zekânın bir insan mucit tarafından kullanılan bir araç olduğunu göstermektedir. Bu durumdaki herhangi bir değişiklik, patent yasasının çok ötesine -yani telif hakkı yasaları, hukuki sorumluluk ve veri koruması altındaki yazarların haklarına- ulaşabilir. EPO elbette, ilgili çevrelerde ve kamuoyunda yapay zekâ algoritmalarının birer mucit olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği konusundaki tartışmaların farkındadır.2

Abbott bunun çözümlenmesi yılları bulabilecek bir konu olduğunun farkında ve bu noktada ertesi gün bir değişiklik yaşanacağı beklentisi taşımadıklarını belirtiyor. Fakat Dabus’la başlattıkları bu yasal düzenleme taleplerinin kısa zaman içerisinde bir probleme dönüşeceği görüşünü tekrarlıyor.

Tartışma genel itibariyle 1977’de alınan Birleşik Krallık Patent Kanunu üzerinden yürütülse de yasal düzenlemelerin teknolojik gelişmelerle paralellik göstermemesi durumunda, yeniliklerden mahrumiyet konusu dahi gündemimize girebilecektir. Üstelik yapay zekâ kullanımının gayri safi millî hasıla üzerinde en az %10 artış sağlayabileceği bir noktada bu tarz hukuki sorunlara vizyoner çözümler getirilmesi gerekiyor gibi gözüküyor.

1.
“So with patents, a patent office might say, ‘If you don’t have someone who traditionally meets human-inventorship criteria, there is nothing you can get a patent on.’’’ In which case, if AI is going to be how we’re inventing things in the future, the whole intellectual property system will fail to work.”.’”
2.
“The current state of technological development suggests that, for the foreseeable future, AI is… a tool used by a human inventor. Any change… [would] have implications reaching far beyond patent law, ie to authors’ rights under copyright laws, civil liability and data protection. The EPO is, of course, aware of discussions in interested circles and the wider public about whether AI could qualify as inventor.”.
ABABDAvrupa BirliğiAvrupa Patent OfisiBirleşik KrallıkBirleşik Krallık Patent Kanunu 1977DabusDabus AIEPORyan AbbottStephen ThalerSurrey ÜniversitesiYapay ZekaYapay Zeka Patent BaşvurusuYapay Zeka Tasarımları
Yorum (0)
Yorum Yap