Büyük Veri

Veri Çağı’nda Dijital Diktatörlük ve İnorganik Yaşam

Okuma Süresi: 4 dakika

Profesör Yuval Harari, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda, yakın gelecekte “veri”nin insanoğlu ve yaşam üzerindeki etkileri konusunda görüşlerini aktardı. Sunumun sonunda Financial Times Editörü Gillian Tett’in sorularını da yanıtlayan Harari, veri mülkiyeti düzenlemesiyle bir uçuruma ya da yeni bir evrime gidebileceğimize işaret etti.

Profesör Yuval Noah Harari tarihçi, filozof ve ünlü “Sapiens” ile “Homo Deus” kitaplarının yazarı.

“Homo sapiens”lerin son jenerasyonuyuz!

1 ila 2 yüzyıl içerisinde insanın bambaşka bir türe dönüşeceğine kesin gözyüle bakan Profesör Harari, 21.yy’da vücut, beyin ve zihin mühendisliğinin öne çıkacağını savundu. Bunun gerçekleşmesini sağlayacak olanın da “veri“nin kontrolünden geçeceğinin altını çizdi. Harari‘ye göre günümüzün en önemli varlığı olan “veri” aynı zamanda çok önemli bir soruyu ortaya koyuyor: “Veri mülkiyeti düzenlenmesi nasıl gerçekleştirilecek?”

Sadece bilgisayarları değil, canlıları da “hack”leyebileceğiz!

İlk ve orta çağda toprak en değerli varlıktı. Toprak mülkiyeti insanoğlunu sınıflara ayırdı: Soylular ve Köylüler… Makineleşme Çağı olarak anılan 18. ve 19.yy’da en değerli varlığın topraktan makineye evrilmesi, yeni sınıfsal ayrımın Kapitalist ve Prolaterya olarak güncellenmesine sebep oldu. Günümüzde en değerli varlığın makineden veriye evrildiği süreci yaşıyoruz. Bu sürecin yeni sınıfsal toplumlara değil, bambaşka insan türlerine gebe olacağını ifade eden Profesör, tüm bunların iki bilimin birleşmesiyle olacağını ifade ediyor: InfoTech ve BioTech!

Bugüne kadar istihbarat servisleri tarafından hakkınızda birçok veri toplandı. Ama bunlar değerli değildi. Çünkü ne bu verileri işleyebilecek işlem gücüne sahip olundu, ne de beden ve beyin içi veriye erişim vardı.

Veri, artık insanı ve diğer canlıları “hack“leme gücüne erişti.  Makine öğrenmesini mümkün kılan yapay zekâ (AI) ile gerekli işlem gücü, beyin bilimi sayesinde elde edilen nöral ve biyolojik bilgileri işlemeyi mümkün kılıyor. Kim olduğunuz, ne düşündüğünüz ve ne istediğiniz gibi soruların cevaplarını sizi takip eden bir yapay zekanın oluşturduğu algoritmadan öğrenmek mümkün. Üstelik insan birçok durumda, bu algoritmanın onu tanıdığı kadar kendini tanıma fırsatı bulamıyor… İşin içine biyometrik sensörleri de ekleyince takip edilecek biyokimyasal işlemler ve beyin sinyalleri, biyometrik kimliğinizi oluşturacak ve bu bilgiye sahip olmak milyarlar edecek diyen Harari çok çarpıcı bir örnek veriyor:

Bir algoritma, göz hareketleri, nabız, kan basıncı ve beyin aktiveleri gibi biyometrik verilerinizi inceleyerek size kim olduğunuzu söyleyebilir. Örneğin cinsel tercihinizi… Bunun için bir reklamda kadın yerine bir erkek gösterilmesi gerektiğine bile karar verebilir. Tahmin edilebilir arzularınız, manipüle edilebilir duygularınızla kendinizi bir “Dijital Diktatörlük“ün içinde bulabilirsiniz.

Veri mülkiyetinde yol ayrımı: Dijital Diktatörlük veya İnorganik Yaşam

20.yy’ın teknolojik seviyesi, demokratik ABD’nin ekonomisinin diktatör Sovyetler Birliği’nden sıyrılmasını sağladı. Başka bir deyişle ABD bilgiyi serbest dolaşıma açıp dağıtarak, onu saklayarak konsantre halde muhafaza etmeye çalışan Sovyetlerin önüne geçti.

Fakat bu koşullar 21.yy’da geçerliliğini yitirebilir; dahası, tam tersi gerçekleşebilir. Veri işleminin merkezileştirilerek konsantre hale getirilmesi, serbest dağıtıcı demokratik politikaya göre daha tercih edilebilir; üstelik sadece otoriter rejimlerde değil, aynı zamanda demokratik rejimlerde de bu uygulanabilir. Bu yeni duruma uyumlu çözümler geliştirilmezse insanoğlunun “Dijital Diktatörlük”le karşılaşması kaçınılmaz diyen Profesör, hem ABD hem de İsrail’deki izleme sistemlerine dikkat çekiyor: “ABD, küresel çapta bir izleme sistemi kurdu. İsrail de Batı Şeria’da son teknoloji izleme sistemleriyle toplumu anlık olarak takip ediyor.

Öte yandan veri mülkiyetinin elitlerin eline geçmesi durumunda bambaşka bir kapının aralanacağını vurguluyor:

Dinozorlardan günümüze, bir koca evrim sona erebilir. Üstelik bu göklerde -bulutlarda- bizi yöneten birinin eliyle değil, IBM ve Microsoft gibi firmaların bulut servislerinde -bizlerin mühendisliğinde- gerçekleşebilir. Dört milyar yıllık doğal seleksiyon yoluyla geçen organik yaşam, yerini akıllı tasarımın inorganik yaşamına teslim edebilir. İşte tüm bu sebeplerden veri mülkiyetinin nasıl düzenleneceği son derece önemlidir.

Toprak ve makineleşmeden farklı olarak, veri hem var hem de yoktur. Işık hızında hareket edip, sınırsız sayıda çoğaltılabilir. Veri mülkiyeti konusu sosyal medya ya da alışverişlerinizdeki gizliliğinizden daha fazlasıdır.

Çok yakın bir gelecekte, sağlığınızı daha iyi denetleyebilmek adına takacağınız çipler, sensörleri aracılığıyla biyometrik kimliğinizi oluşturup anlık sağlık denetiminizi yaparken, gizliliğinizden feragat etmiş olacaksınız.

Profesör Harari, ortaya koyduğu bu gelecek projeksiyonunda veri mülkiyetinin sadece insan hayatını değil, tüm yaşamı ilgilendirdiğini ve denetimin nasıl yapılması konusunda net bir cevaba sahip olmadığını, sonuca ancak bu konuyu daha çok gündemde tartışarak ulaşılacağı yönünde görüş bildirdi.

Söz sizde. Düşüncelerinizi paylaşın!

Please Login to comment
avatar